Seçim hakkında güncele takılmadan yorum yapabilmeye imkan verecek süreyi geride bıraktık. CHP "Bir yemin etmedim ki, dönemem!" şarkısını söylemeye ne kadar devam edecek, Erdoğan'ın "Tükürdüklerini yalayacaklar." kehaneti tutacak mı, bağımsız vekiller şu "içeriği garip kendi garip" ritueli gerçekleştirecek mi zaman içerisinde göreceğiz. Yeni anayasa için sarf etmemiz gereken enerjimizi ve zamanımızı malesef sırf yamayasamızın ve kurumlarının sunduğu son sürüm sorunlara ayırmış bulunmaktayız. Ortak aklın "katledildiği" bir ortamda seçim gibi tüm parlamenter demokrasilerde çözüme hizmet eden bir uygulamanın nasıl "murdar" edilebildiğini hep beraber görmüş olduk.
Dikkat çekmek istediğim nokta ise farklı; Türk siyasetini ve dahi Türk sporunu tek celsede kurtaracak önerimi açıklıyorum ey ahali! Herşey siyasetçilerimizin seçim sonuçları üzerine yaptığı yorumları takip ederken oldu. Her partiden birileri çıkıp seçimi nasıl kazandıklarını gayet makul gerekçelerle izah ediyordu. Biri oyların yarısını almış, diğeri oylarını yüzde olarak en çok artıran parti olmuş, bir diğeri komploya tokat gibi cevap vermiş, öteki milletvekili sayısını artırmış. Grafikler eşliğinde oyları düşen partiler içerisinde en az oy kaybına uğrayan parti olduklarını duyurarak seçim zaferini ilan edeni bile var. "Olaya bir de bu açıdan bakmak lazım!"ın cümle alem içerisinde kullanımı adeta. "Bir anda ampul yandı." diyeceğim, olmayacak! Ama daha önce fark edememiş olduğuma hayıflandım. Bir yanda "Kaybetmeyenler Kulübü" halindeki Türk siyaseti, diğer yanda ise işin sportif yönünü ve eğlence yanını ıskalayan, başarısızlıkta istifaların istendiği, teknik direktör sirkülasyonunun baş döndürdüğü, havaalanında binlerin omuzlarda karşıladığı futbolcuların üstüne para ödenerek sessiz sedasız uğurlandığı spor camiası. Yıllardır Türkiye'deki seçmen davranışları hakkında konuşurken eleştiri amaçlı kullanılan "takım tutar gibi parti tutmak" klişesinin işte tam da o anda nasıl da farklı göründüğünü bilemezsiniz. Sadece başarıya, tabelaya odaklı olan spor algımızı değiştirip "parti tutar gibi takım tutacaktık" alt tarafı. 4 yıl sonra yine oy isteyeceği seçmenlerin Stockholm sendromundan muzdarip olduğunu ifade edenlerin şahsında tebarüz eden "önemli olan katılmaktı" ruhunun spor dünyamızda nevş-ü nema bulmasıydı gerekli olan!
Bu basit formül sayesinde küme düşen takım bile yediği gol sayısını azaltmış olmaktan mutlu olabileceği gibi spor dünyamız "zafer değil sefer"i ön planda tutan bir "fair play" ruhuna kavuşmuş olacak. Kısaca siyasetteki "istatistikli harikalar kumpanyasını" takasta kullanıp karşılığında kulüplerimizde sıklıkla başvurulmasına rağmen pek de işe yaramayan istifa ve görevden alma mekanizmalarına ise siyaset forması giydireceğiz; hepsi bu.
İşbu fikir tüm memleketimize hayırlı olsun. Bugünü kaçırıyoruz, bari geleceğimiz "murdar" olmasın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder