Sana, bana, vatanıma, memleketimin postmodern darbelerine dair

Kim olduğum önemli değil. Zaten bu yazı bana degil, Türkiye gerçeklerine inat "üretilmiş" gerçek dışı hayatlara dair. İsmimi merak mı ediyorsunuz? Sahi siz bilir misiniz bir insanın isminin ne olduğunu merak etmeyi? Hayır hayır, her gün aynı otobüse bindiğiniz güzel bir kızın ismine duyulan romantik bir meraktan bahsetmiyorum. Gecenizi gündüzünüzü beraber geçirdiğiniz, hayata dair birçok şeyi paylaştığınız bir insanın sizinle tanışırken söylediği ismin -isim ki sahibiyle beraber şahsiyet kazanır ve bir insandan artan kalan en büyük hatıradır- “gerçek” ismi olmadığını öğrendiniz mi hiç? Bu noktada soruyu tersten sormak da mümkün: Siz hiç biriyle tanışırken kendi isminiz dışında bir isim kullanmak durumunda kaldınız mı? Daha da ileri giderek isimle başlayarak “Acaba ne zamana kadar koruyabileceğim bunu?” diye üzerine titrediğiniz bir başka dünya kurdunuz mu? “İleride memur olursam başıma iş alırım” veya “Kardeşim askeri okulda okuyor” gibi hayata dair kaygılarınızdan dolayı hayatınıza şizofrenik tonlar eklediniz mi? Orta okulda kaldığınız öğrenci yurdu Terörle Mücadele Ekipleri'nce basıldı mı? Yazın bir grup arkadaşla beraber belki kitap okuyup ibadet etmek ve “helal daire içerisinde” kafa dinleyip tatil yapacağınız yere gitmeden önce defalarca orasının jandarma bölgesi olup olmadığını da sorma ihtiyacı hissettiniz mi? Birilerinin düğmeye basması sonucu ekranlara boca edilen görüntüler, kurgulanmış “varan” dinci “bir”ler, mürteci “iki”ler eşliğinde bir anda “olağan şüpheli” duruma olmak gibi bir olağandışılık oldu mu hayatınızda? Okuduğunuz okula başınızdaki örtü dolayısıyla girememekle karşı karşıya kalmanın şokunun yanında akşam bültenlerinde tüm ülkeye “devlet düşmanı” olarak yansıltıldınız mı? “Başörtüsü ile eğitim arasında tercih yapmak zorunda kaldınız mı?” sorusunu bir kenara bırakalım, üniversiteye girebilmek için başörtüsünü çıkaran birinin mahcubiyetine ve ürkek adımlarına tanık oldunuz mu? Böyle bir tercihte bulunma durumunda kalmanın bile başlı başına ne kadar ağır bir yük olabileceğini bir an olsun düşündünüz mü? Çalıştığınız veya sahibi olduğunuz firmaların sermayesi ansızın “yeşillenmiş” olmakla itham edildi mi? Büyük büyük masaların arkasında oturan haşmetli ve apoletli birkaç dudaktan çıkan kararlar sonrasında okulunuzu değiştirmek zorunda kaldınız mı? Kurban derisi toplamayı kriminal bir faaliyette bulunuyormuşçasına gizlilik içerisinde yürüttünüz mü?



Tamam, Türkiye'de herkes dini inancını istediği gibi yaşıyor da, yine de sormadan edemedim işte! Türkiye'deki dindar kesim üzerine kelam etmeden önce bu sorular üzerine biraz düşünün isterseniz. Yahut boş verin; sizin de nineniz başörtülü ne de olsa.



Böyle olur çelebi bizde din özgürlüğü dediğin!

Hiç yorum yok: