<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072</id><updated>2011-12-01T17:47:55.710+01:00</updated><title type='text'>Akıl Yordamı</title><subtitle type='html'>...in principio erat verbum...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>13</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-4681241210235670506</id><published>2011-07-04T17:48:00.005+02:00</published><updated>2011-09-27T01:18:34.180+02:00</updated><title type='text'>I've seen the future, brother: It is murder!</title><content type='html'>Seçim hakkında güncele takılmadan yorum yapabilmeye imkan verecek süreyi geride bıraktık. CHP "Bir yemin etmedim ki, dönemem!" şarkısını söylemeye ne kadar devam edecek, Erdoğan'ın "Tükürdüklerini yalayacaklar." kehaneti tutacak mı, bağımsız vekiller şu "içeriği garip kendi garip" ritueli gerçekleştirecek mi zaman içerisinde göreceğiz. Yeni anayasa için sarf etmemiz gereken enerjimizi ve zamanımızı malesef sırf yamayasamızın ve kurumlarının sunduğu son sürüm sorunlara ayırmış bulunmaktayız. Ortak aklın "katledildiği" bir ortamda seçim gibi tüm parlamenter demokrasilerde çözüme hizmet eden bir uygulamanın nasıl "murdar" edilebildiğini hep beraber görmüş olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat çekmek istediğim nokta ise farklı; Türk siyasetini ve dahi Türk sporunu tek celsede kurtaracak önerimi açıklıyorum ey ahali! Herşey siyasetçilerimizin seçim sonuçları üzerine yaptığı yorumları takip ederken oldu. Her partiden birileri çıkıp seçimi nasıl kazandıklarını gayet makul gerekçelerle izah ediyordu. Biri oyların yarısını almış, diğeri oylarını yüzde olarak en çok artıran parti olmuş, bir diğeri komploya tokat gibi cevap vermiş, öteki milletvekili sayısını artırmış. Grafikler eşliğinde oyları düşen partiler içerisinde en az oy kaybına uğrayan parti olduklarını duyurarak seçim zaferini ilan edeni bile var. "Olaya bir de bu açıdan bakmak lazım!"ın cümle alem içerisinde kullanımı adeta. "Bir anda ampul yandı." diyeceğim, olmayacak! Ama daha önce fark edememiş olduğuma hayıflandım. Bir yanda "Kaybetmeyenler Kulübü" halindeki Türk siyaseti, diğer yanda ise işin sportif yönünü ve eğlence yanını ıskalayan, başarısızlıkta istifaların istendiği, teknik direktör sirkülasyonunun baş döndürdüğü, havaalanında binlerin omuzlarda karşıladığı futbolcuların üstüne para ödenerek sessiz sedasız uğurlandığı spor camiası.   Yıllardır Türkiye'deki seçmen davranışları hakkında konuşurken eleştiri amaçlı kullanılan "takım tutar gibi parti tutmak" klişesinin işte tam da o anda nasıl da farklı göründüğünü bilemezsiniz. Sadece başarıya, tabelaya odaklı olan spor algımızı değiştirip "parti tutar gibi takım tutacaktık" alt tarafı. 4 yıl sonra yine oy isteyeceği seçmenlerin Stockholm sendromundan muzdarip olduğunu ifade edenlerin şahsında tebarüz eden "önemli olan katılmaktı" ruhunun spor dünyamızda nevş-ü nema bulmasıydı gerekli olan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu basit formül sayesinde küme düşen takım bile yediği gol sayısını azaltmış olmaktan mutlu olabileceği gibi spor dünyamız "zafer değil sefer"i ön planda tutan bir "fair play" ruhuna kavuşmuş olacak. Kısaca siyasetteki "istatistikli harikalar kumpanyasını" takasta kullanıp karşılığında kulüplerimizde sıklıkla başvurulmasına rağmen pek de işe yaramayan istifa ve görevden alma mekanizmalarına ise siyaset forması giydireceğiz; hepsi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşbu fikir tüm memleketimize hayırlı olsun. Bugünü kaçırıyoruz, bari geleceğimiz "murdar" olmasın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-4681241210235670506?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/4681241210235670506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=4681241210235670506' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/4681241210235670506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/4681241210235670506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2011/07/ive-seen-future-baby-it-is-murder.html' title='I&apos;ve seen the future, brother: It is murder!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-7740677941697851373</id><published>2011-01-12T20:51:00.006+01:00</published><updated>2011-01-13T21:51:22.013+01:00</updated><title type='text'>Yetmez ama çünkü...</title><content type='html'>7 Mayıs 2004 tarihi daha özgür ve demokratik bir Türkiye hayali kuran herkes için önemli bir gündü. Çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.anayasa.gen.tr/5170sk.htm"&gt;bir kanun değişikliği:&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 7. - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90 ıncı maddesinin son fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.&lt;br /&gt;Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu değişiklik sonrası birçok kişi muasır medeniyet seviyesi ile aramızdaki farkın fotofinişle belirlenecek duruma geldiğini bile düşünmüş olabilir. Çünkü... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ekonomize.com/soylesiler/Anayasa_Degisikligi__nin_Cok_Buyuk_Katkisi_Olacak-86-soylesi.html"&gt;bir röportaj:&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mesela önemli bir konu Türkiye’nin problemlerinden bir tanesi: 10. madde ihlali yani ifade özgürlüğünün ihlaline ilişkin davalar. Burada örnek olarak verdiğimiz karar her zaman  76 tarihli Handyside Kararı'dır. Handyside Kararı eski mahkeme zamanında verilmiş ama içtihatın temelini oluşturan kararlardan bir tanesi. Ve bugün bütün ifade özgürlüğü davalarında temel karardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi &lt;a href="http://www.eugrz.info/pdf/EGMR26.pdf"&gt;Handyside Kararı&lt;/a&gt;'nın &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Handyside_v_United_Kingdom"&gt;49. paragrafı&lt;/a&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İfade özgürlüğü, toplumun ve devletin kolayca kabullendiği görüşlerle sınırlı değildir; ifade özgürlüğü kavramının özü, toplumun büyük çoğunluğunu sarsıcı, rendice edici, rahatsız edici, şoke edici görüşlerin de dile getirilebilmesidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pekiyi, 7 Mayıs 2004'ten beri Türkiye'deki anti-demokratik uygulamaların önüne geçilebildi mi? Tabii ki hayır! Çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ekonomize.com/soylesiler/Anayasa_Degisikligi__nin_Cok_Buyuk_Katkisi_Olacak-86-soylesi.html"&gt;yukarıdaki röportajdan:&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"2004 Anayasa değişikliği çok önemli. Çünkü 2004 Anayasa değişikliğinde 90. madde değişti. Uluslararası hukukla iç hukuk arasındaki ilişkileri düzenleyen bir madde. Yani anlaşmaların etkisi. Şimdi burada 90. madde açıkça “çatışma halinde ulusal yargıca uluslararası hukuku uygulama yetkisi” veriyor. Yani içteki düzenlemeyle, yasayla AİHS çatıştığı zaman AİHS’yi uygulayacak. Hakimin bu yetkisi var. Fakat maalesef Türkiye’deki yargı mensuplarında bu açıklığı göremiyoruz. Türkiye hakkında bu kadar çok başvuru olmasının nedenlerinden bir tanesi de  ulusal yargıçlarımızın uluslararası hukuku uygulamadaki çekingen davranışlarıdır. Tabi AİHS dediğiniz zaman bunu çıplak madde olarak anlamamak lazım. Çünkü AİHS’de yazan ne varsa zaten anayasada da yazıyor, yasal düzenlemeler de aynı yönde bu konuda bir kuşku yok ama önemli olan uygulamadır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, sadece 12 Eylül 2010 tarihinde oylanan değişiklik değil belki yeni anayasa da yetmezecek Türkiye'nin özgürleşmesine ve demokratikleşmesine. Yalnız "Yetmez ama Evet"çilere saldırmak için yaratıcılığın sınırlarını zorlayan "Kesmez ama Küfret"çilere bir tavsiyem var; pekmezi bol yesinler. Pekmez... Ama kan yapar ama zeka açar; her türlü işinize yarar!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-7740677941697851373?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/7740677941697851373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=7740677941697851373' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/7740677941697851373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/7740677941697851373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2011/01/yetmez-ama-cunku.html' title='Yetmez ama çünkü...'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-5715874958428276937</id><published>2010-07-21T14:21:00.007+02:00</published><updated>2011-10-09T03:06:39.022+02:00</updated><title type='text'>Darbecileri öpebilirsiniz!</title><content type='html'>- Siz Süleyman oğlu Unknown Artist, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler için pozitif ayrımcılığın olmasını, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel verilerinizin korunmasını isteme hakkına sahip olmayı, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hakim kararına bağlı olarak sınırlanabilmesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her çocuğun yeterli himaye ve bakımdan yararlanma hakkına sahip olmasını ve devletin çocuk istismarı, cinsellik ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirler almasını, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memur ve diğer kamu görevlilerine de toplu sözleşme hakkına sahip olmasını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimle göreve gelen milletvekilinin milletvekilliğinin mahkeme kararı ile sona erdirilememesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek Askeri Şura'nın kararlarına yargı yolunun açılmasını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vesayet rejiminin devamında en büyük faktör olan yargı sisteminin değişmesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askeri mahkemelerin asker kişilerin sadece askeri hizmet ve görevle ilgili olarak işledikleri askeri suçlara bakmasının sağlanması ile hukuk skandallarının önüne geçilmesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş haricinde sivillerin askeri mahkemede yargılanmaması sayesinde askerin askerliğini bilmesini, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruların önünün açılmasını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askeri Yargıtay'ın hukuk anlayışının evrensel hukuk standartlarına çekilmesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980 askeri darbesini yapanlara yargı yolunun açılmasını kabul ediyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- YETMEZ AMA EVET!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ben de hâkimiyetin bila kayd ü şart milletin olmasına dayanarak Türkiye'yi daha demokratik ve özgür bir ülke ilan ediyorum. Darbecileri öpebilirsiniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_0OEHBWI_uMY/TEbzJ96BMcI/AAAAAAAAAFg/Kx5w7Bu9FDU/s1600/yetmez.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-5715874958428276937?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/5715874958428276937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=5715874958428276937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/5715874958428276937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/5715874958428276937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2010/07/darbecileri-opebilirsiniz.html' title='Darbecileri öpebilirsiniz!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-2251765571804876405</id><published>2010-03-15T20:08:00.000+01:00</published><updated>2010-03-15T20:09:00.345+01:00</updated><title type='text'>Mal tipi choice!</title><content type='html'>“Reklamlara dönüşen duvardaki sloganlar” familyasından “Eğitim şart” hal ve gidişatı bir nebze olsun düzeltmiş olsa da, eğitimi memleket ahvali üzerine yapılan her sohbetin kadrolu günah keçisi pozisyonundan 4-C'ye geçirmek dahi henüz mümkün olmadı. Eğitim, siyaset gibi konularda devletin “giydirilmeye” meyilli çıplak kral özellikleri sergilemesi de “eleştirenin” elini güçlendiriyor. Ben de test sistemi üzerinden bir çıkarım yapmaya niyetlenmiştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çoktan seçmeli doğrular”ın dünyayı algılama biçimimiz üzerindeki etkisini irdeleyecektim. Pek şık olmayan gündelik tavır almalarımız üzerindeki, sorulara cevap bulmadaki zihni alışkanlıklarımızın, daireyi taşırmadan karaladığımız şıklarımızın muhtemel etkisinden bahsedecektim. Öyle ya, önermelerden biri doğru diğerleri yanlıştı; kimse bir konuyu derinlemesine düşünmek zorunda kalmıyordu böylece. Seç şıkkını; belirle tarafını! Cevabı bilmesen bile “sallama” lüksü de vardı ayrıca. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soykırım tartışmalarına değinecektim sonra. Diyecektim ki: “1914-15 yıllarına dair hangi bilgilere vakıfız? Türkiye'nin “arşivleri açılım”ı olumlu bir adım fakat arşivlerdeki belgelerin ne kadarının incelenmiş olduğunu geçtim, incelenen belgelere dair bilgileri bile merak konusu olan kişilerin bu konuda ahkam kesmesi bana pek inandırıcı gelmiyor. Meydana gelmiş olan bir olayın “soykırım” olarak adlandırılması teknik bir konuyken “soykırımın şartları”ndan bihaber insanların bu konuda söylediklerinin kıymeti “kendinden menkul değerler borsası”ndan başka nerede işlem görür? Bundan dolayı Ermeni “Meselesi”nin soykırım olduğunu iddia edenlerle buna şiddetle karşı çıkanlar, bir izohips eğrisinin güller açan dalı gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşılık “Ermeni dölü/tohumu” tamlamalarının ve cumhurbaşkanını eleştirmek için “Anne tarafından etnik kökenini araştırırsanız görürsünüz” şeklinde araştırmacı faşizm örnekleri sunan milletvekillerinin varlığı ise üzerine kavga edilen ve içerisinde ne yazdığı pek de bilinmeyen “eski defterler”den değil, oldukça “cari” bir hesap. Fakat “bu ülke”de dedikodu hakikate, kavga çözüme galebe ettiği için “gündelik sözler arasında” gündelik meselelerimizden ziyade kavgaya elverişli müphem konular revaçta.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama toplum olarak üretebildiğimiz toplam değeri ıskaladığımız gerçeği engel oldu; “olduramadım”! Sonuçta “yazılı yoklama” ile büyüyen “büyüklerimizi” de görüyoruz. Başbakan'ın  üslubuna kızarken ülkenin “seri sövmeler cumhuriyeti” halini ıskalıyoruz. Ülkedeki sorunlara bakarken, o kadar uzaklara dalmamak gerekiyor belki de; aynalar seni söyler! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapları sık ve birleşik tutalım ey cemaat-i müslimin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-2251765571804876405?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/2251765571804876405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=2251765571804876405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/2251765571804876405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/2251765571804876405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2010/03/mal-tipi-choice.html' title='Mal tipi choice!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-1995837233816421395</id><published>2010-03-09T17:21:00.003+01:00</published><updated>2010-03-15T20:32:42.245+01:00</updated><title type='text'>Şu "Melez" Türkler</title><content type='html'>“Yaşasaydı bugün 13 yaşında olacaktı!” Öldü mü? Sanmıyorum. Nasıl ki “Ebu Leheb ölmedi, Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor”sa o da ölmedi, sosyal bellekte uzun süre yaşayacaktır elbette ama bin yıl süreceği öngörüsünde bulunanların “planladıkları”, “kurguladıkları”, “hayal ettikleri” bir yaşam şekli değil bu. &lt;br /&gt;Peki, başlık? Her konunun siyah-beyaz dualitesinde ele alınmasının dayanılmaz hafifliğinin hükümferma olduğu bir ülkede önce beyazların adının konulması, sonrasında Başbakan'ın kendisini “bu toplumun zencisi” ilan etmesi de tesadüf olmasa gerek. Konumuz ise sınıflarının ekonomikten sizade kültürel faktörlerle şekillendiğine inandığım Türkiye'de, 28 Şubat sürecinin de “katkılarıyla” oluşan ve üzerinde pek durulmayan bir sınıf: Melez Türkler. 28 Şubat yaşanmasaydı da oluşacak mıydı bu sınıf? Belki. Ama ne sayıları bu kadar çok olacaktı, ne de bu kadar “baskın” olacaktı melezlikleri. &lt;br /&gt;Bu coğrafya birey yetiştirme konusunda pek de münbit sayılmaz. Bu ifade durumu izahta biraz basit kaçmış olabilir ama sağcısı-solcusu, Türkü-Kürdü, alevisi-sünnisi, dindarı-seküleri fark etmeksizin bireyden ziyade “cemaatlerimize” nefer yetiştiriyor olmamız, ülkede sağlanan ender “konsensüs”lerden doğrusu. &lt;br /&gt;Peki, 13 yıl önce bir şubat günü ne oldu Türkiye'de? Balans ayarının zamanı geldiğini düşünen bir grup “akil adam” bastı düğmeye. Şu sıralar sıklıkla piyasaya düşen planlar gibi bir plandı bu da herhalde. Ama o zamanlar, “küresel güçler tarafından kurgulanan ve ülke içi medya, bazı akademik ve sermaye çevreleri ile sivil toplum örgütleri içine yuvalanan post-modern bir tabakanın oluşturduğu propaganda ve etki ağı”nın oluşturduğu tehlike söz konusu değildi. Basın, “hazır ol” komutuna itaat etmekte bugünkü gibi “oyun bozanlık” etmiyordu. “Ses kayıtlarının düştüğü” Youtube yoktu bile; asude zamanlardı! &lt;br /&gt;Plan işliyordu; arka bahçe dağıtılmış, başörtülüler üniversitelerden kapı dışarı edilmişti. Önce liseye gidenler alelacele düz liselere geçti; orta okula gidenlerin önünde ise bir sınav şansı daha vardı. Anadolu İmamhatip Liselerine gidenler son senelerinde okullarından ayrıldı, bu sefer Anadolu Liselerinin “makbul” olanlarının, Fen Liselerinin veya kolejlerin yolunu tuttular. Kendi habitatlarından ayrılan bu gençler, başka bir dünyaya girmiş oldular böylece; başka değerlerin, başka bir kültürün baskın olduğu bir dünya. Çoğunlukta ve güvende oldukları “bahçeden” çıkıp sorgulandıkları ve de sorguladıkları bir dünya içerisinde buldular kendilerini. Karşılaştıkları “meydan okuma” çetindi ve bu gençler bu “meydan okumaya” verebildikleri cevaplar kadar “bireyleştiler”. &lt;br /&gt;Bu sürecin bir de “başörtüsü mağdurları” tarafı var. Bir kısmı yurt dışına çıktı, bir kısmı başını açarak veya peruk takarak okuma kararı aldı. Bu tür tercihler yapmak durumunda bırakılmanın yanlışlığı ve çarpıklığını bir kenara bırakırsak, saydığım bu durumların karar verme aşamasından itibaren nasıl bir bireyleştirici etkisi olduğunu ne kadar algılayabildiğinizi cidden merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çocukların ailelerinden başlayarak giderek azalarak yayılan etkilerini dindar kesimin son 10 yıldaki değişimi ile beraber düşününce daha iyi anlamak mümkün. Bugün dindarların taleplerini “Elin Hristiyan'ı bile serbest bırakmışken müslüman bir ülkede neden yasak?”tan ziyade demokrasi ile temellendirme noktasına gelmesini “takiye” ile açıklamaya çalışmak ancak ülkemin toplum mühendislerine nasip olabilecek bir “hatada ısrar” örneğidir. Ve not düşmekte fayda var, Türkiye'de bir değişim olacaksa bu ancak dindar kesimin değişmesiyle meydana gelecektir. Ayrıca bu “melezleşme” sürecinde dindarların ulaştıkları yeni çevreler ile etki alanlarının arttığını, siyah beyaz arasındaki geçişte grinin her tonunun oluştuğunu hatırlatmakta da fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu “sınıf” hakkında edilecek, edilebilecek daha çok laf var. Bir giriş olması bakımından bu kadarla yetinme durumundayım. Onların en büyük özellikleri birey olmaları. Birey ki, en çok lazım olandır bize. Cemaat karabasanları görenlere bir ufak tüyo vereyim: Cemaatlerden değil, bireylerden korkun! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Şubat gibi “olmayacak dua”nın 1000 yıl süreceğini söylemişliği olanların zekalarına kefil olamam, fakat bu ülkenin “çevik” ve “bir”eyleştirici paşalarının olduğu kesin; sevip sevmemek sizin tercihiniz!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-1995837233816421395?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/1995837233816421395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=1995837233816421395' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/1995837233816421395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/1995837233816421395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2010/03/melez-turkler.html' title='Şu &quot;Melez&quot; Türkler'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-7608070080687311081</id><published>2010-03-02T17:06:00.004+01:00</published><updated>2010-03-02T17:16:50.061+01:00</updated><title type='text'>Sana, bana, vatanıma, memleketimin postmodern darbelerine dair</title><content type='html'>Kim olduğum önemli değil. Zaten bu yazı bana degil, Türkiye gerçeklerine inat "üretilmiş" gerçek dışı hayatlara dair. İsmimi merak mı ediyorsunuz? Sahi siz bilir misiniz bir insanın isminin ne olduğunu merak etmeyi? Hayır hayır, her gün aynı otobüse bindiğiniz güzel bir kızın ismine duyulan romantik bir meraktan bahsetmiyorum. Gecenizi gündüzünüzü beraber geçirdiğiniz, hayata dair birçok şeyi paylaştığınız bir insanın sizinle tanışırken söylediği ismin -isim ki sahibiyle beraber şahsiyet kazanır ve bir insandan artan kalan en büyük hatıradır- “gerçek” ismi olmadığını öğrendiniz mi hiç? Bu noktada soruyu tersten sormak da mümkün: Siz hiç biriyle tanışırken kendi isminiz dışında bir isim kullanmak durumunda kaldınız mı? Daha da ileri giderek  isimle başlayarak “Acaba ne zamana kadar koruyabileceğim bunu?” diye üzerine titrediğiniz bir başka dünya kurdunuz mu? “İleride memur olursam başıma iş alırım” veya “Kardeşim askeri okulda okuyor” gibi hayata dair kaygılarınızdan dolayı hayatınıza şizofrenik tonlar eklediniz mi? Orta okulda kaldığınız öğrenci yurdu Terörle Mücadele Ekipleri'nce basıldı mı? Yazın bir grup arkadaşla beraber belki kitap okuyup ibadet etmek ve “helal daire içerisinde” kafa dinleyip tatil yapacağınız yere gitmeden önce defalarca orasının jandarma bölgesi olup olmadığını da sorma ihtiyacı hissettiniz mi? Birilerinin düğmeye basması sonucu ekranlara boca edilen görüntüler, kurgulanmış “varan” dinci “bir”ler, mürteci “iki”ler eşliğinde bir anda “olağan şüpheli” duruma olmak gibi bir olağandışılık oldu mu hayatınızda? Okuduğunuz okula başınızdaki örtü dolayısıyla girememekle karşı karşıya kalmanın şokunun yanında akşam bültenlerinde tüm ülkeye “devlet düşmanı” olarak yansıltıldınız mı? “Başörtüsü ile eğitim arasında tercih yapmak zorunda kaldınız mı?” sorusunu bir kenara bırakalım, üniversiteye girebilmek için başörtüsünü çıkaran birinin mahcubiyetine ve ürkek adımlarına tanık oldunuz mu? Böyle bir tercihte bulunma durumunda kalmanın bile başlı başına ne kadar ağır bir yük olabileceğini bir an olsun düşündünüz mü? Çalıştığınız veya sahibi olduğunuz firmaların sermayesi ansızın “yeşillenmiş” olmakla itham edildi mi? Büyük büyük masaların arkasında oturan haşmetli ve apoletli birkaç dudaktan çıkan kararlar sonrasında okulunuzu değiştirmek zorunda kaldınız mı? Kurban derisi toplamayı kriminal bir faaliyette bulunuyormuşçasına gizlilik içerisinde yürüttünüz mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam, Türkiye'de herkes dini inancını istediği gibi yaşıyor da, yine de sormadan edemedim işte! Türkiye'deki dindar kesim üzerine kelam etmeden önce bu sorular üzerine biraz düşünün isterseniz. Yahut boş verin; sizin de nineniz başörtülü ne de olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle olur çelebi bizde din özgürlüğü dediğin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-7608070080687311081?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/7608070080687311081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=7608070080687311081' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/7608070080687311081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/7608070080687311081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2010/03/sana-bana-vatanma-memleketimin.html' title='Sana, bana, vatanıma, memleketimin postmodern darbelerine dair'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-8696083626686948398</id><published>2010-02-21T23:59:00.002+01:00</published><updated>2010-02-22T00:37:45.687+01:00</updated><title type='text'>Siktirin gidin!</title><content type='html'>Nasıl bu kadar haklıydılar bilmiyorum ama haklıydılar. "Kamusa uzanan el, namusa uzanmıştır." diyen de haklıydı, "Hiç kimse dilin vatandan daha az kutsal olduğunu söyleyemez." diyen de haklıydı. Bir cinnet herşeyi halleder mi bilmiyorum ama "namusuma" ve "kutsalıma" el uzatma hakkını nasıl kendinizde gördüğünüzü de bilmiyorum. Tartışmak, ikna olmak, ikna etmek istemiyorum; kavganız umrumda değil. Sadece anlamak ve anlatmak istiyordum fakat imkan bırakmadınız. Siz kelimeleri böylesine iğfal etmiş, anlamı yağmalamışken nasıl yapabilirim ki bunu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, siz yaptınız bunu; hepiniz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüfek icad oldu mertlik bozuldu; siz kelimeleri tüfek yaptınız! Bütün beynimize mayın döşediniz, düş bahçelerinde yürüyemez oldum. Kavganız uğruna herşeyi aynı hızla tüketiyordunuz, birinciliği kelimelere verdiniz! Bir vakte erdi ki bizim günümüz; her söz işgal altında, her kelime bir etiket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçini boşalttığınız şekliyle "sözün bittiği yerdeyiz" ve söz de bitince ne kalır ki insanın elinde? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ağzımızda anamızın sütü gibi helal ve güzel" olması gereken kelimeleri mundar ettiniz. "Kelimeler birer varsayım." diyen de haklıydı ve siz farzımı muhal kıldınız. Amaca giden yolda herşeyi mübah saydınız bari kelimeleri bıraksaydınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyin peşindeyseniz hepsi sizin olsun! Sizin olsun iktidarınız, gücünüz, paranız, yaşam tarzınız, halka arzınız... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana "kelimeler kafi", kelimelerimi bana geri verin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra da nereye istiyorsanız oraya siktirin gidin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-8696083626686948398?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/8696083626686948398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=8696083626686948398' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/8696083626686948398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/8696083626686948398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2010/02/siktirin-gidin.html' title='Siktirin gidin!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-1402434686694127542</id><published>2010-01-26T03:47:00.008+01:00</published><updated>2011-10-10T01:32:16.553+02:00</updated><title type='text'>"Allah Allah", kontesi kim fişledi?</title><content type='html'>Taraf Gazetesi'nin 20 Ocak 2010 günü "&lt;a href="http://taraf.com.tr/haber/46614.htm"&gt;Darbenin adı Balyoz&lt;/a&gt;" başlığı ile duyurduğu haber, kamuoyunda beklenen cenahlardan beklenen seslerin yükselmesi ile aks-i seda buldu. Google'da baki kalan bu hoş sedalar içerisinde, "&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=2Q2vj8ZsZDw"&gt;Allah Allah Remix by Bash-Buu&lt;/a&gt;" sound'uyla bir adım öne çıktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu etrafında yapılan tartışmalar sürecektir, fakat bugün yayınlanan "&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=944579&amp;amp;title=cetin-dogani-cildirtan-kitap&amp;amp;haberSayfa=0"&gt;Çetin Doğan'ı çıldırtan kitap&lt;/a&gt;" başlıklı haber ilgimi çekti. Görevi Türkiye'yi muhtemel bir savaşta korumak olan (en azından olması gereken) TSK'nın, söylem ve eylemleri ile laikliğin kendisine biçtiği faaliyet alanı içerisindeki yerini sıklıkla vurgulamasına rağmen gayet dini referanslı "şehitlik" kavramını sağladığı her türlü avantajıyla beraber rahatsızlık duymadan kullanmasından en hafif ifadeyle rahatsızlık duyan biri olarak Çetin Doğan'ın habere konu olan davranışını İlker Başbuğ'un &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=AQGQDmOTcv4"&gt;açıklamalarından&lt;/a&gt; daha samimi, tutarlı ve doğru buldum. Öncelikle kesin bir şekilde belirtmek gerekir ki; zorunlu olan askerlik hizmetini allayıp pullamak, "mehmetçiği askerliğe ısındırmak ve yurt sevgisi aşılamak" için dini motiflerin kullanılması laikliğe aykırı bir davranıştır. Ayrıca TSK'nın demirbaş listesindeki paratoner başlığına şehitliğin yanına bir de Allah Allah'ı ekleyen İlker Başbuğ'un bu ülke insanlarına izah etmesi gereken bazı noktalar var;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Hal-i hazırdaki &lt;a href="http://www.tsk.tr/5_EGITIM_OGRETIM/5_1_TSK_Egitim_Sistemi_ve_Kurumlari/Egitim_Sistemi_ve_Kurumlari.htm"&gt;şekliyle&lt;/a&gt; mevcudiyeti &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tevhid-i_Tedrisat_Kanunu"&gt;Tevhid-i Tedrisat Kanunu&lt;/a&gt;'nun 1. maddesine ve dolayısıyla &lt;a href="http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/anayasa.maddeler?p3=174"&gt;Anayasa&lt;/a&gt;'ya mugayir olan askeri okullara alınan öğrencileri seçme kriterleri nelerdir? Bu öğrencilere mülakatlarda neler sorulmaktadır ve sicil kayıtlarında nelere dikkat edilmektedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Askeri tesislerde gerçekleştirilen &lt;a href="http://www.mazlumder.org/haber_detay.asp?haberID=2689"&gt;düğünlerdeki&lt;/a&gt; konuklara uyguladıkları kriterler nelerdir? Bu kriterleri neye dayandırmaktadırlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) "Allah Allah" diye talim yapan askerlerin yemin törenine gelen başörtülü yakınlarının &lt;a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=123880874532"&gt;maruz kaldıkları muameleyi&lt;/a&gt; nasıl açıklıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Zamanında Tayyip Erdoğan'a sunulan &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=102591"&gt;brifingin&lt;/a&gt; kozmik olmayan kısmından bir kuple de vatandaşlara mırıldanabilirler mi? Merak etmek sadece Başbakan'ın hakkı mı? Sahi, 'nedir bu irticai faaliyetler?'  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi reklamlar; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Başörtüsü ki kamusal alana gelmez, askeri tesise hiç gelmez"in yazarından yeni bir baş yapıt:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah Allah, kontesi kim fişledi?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel güçler tarafından kurgulanan ve ülke içi medya, bazı akademik ve sermaye çevreleri ile sivil toplum örgütleri içine yuvalanan post-modern &lt;a href="http://www.taraf.com.tr/makale/1738.htm"&gt;tüm kitapçılarda&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-1402434686694127542?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/1402434686694127542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=1402434686694127542' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/1402434686694127542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/1402434686694127542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2010/01/allah-allah-kontesi-kim-fisledi.html' title='&quot;Allah Allah&quot;, kontesi kim fişledi?'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-6803972830395506121</id><published>2010-01-22T07:39:00.006+01:00</published><updated>2010-01-22T09:29:19.537+01:00</updated><title type='text'>Dünden gelim, tüme varım</title><content type='html'>Küçüktüm. Uzaktan kumandayı geçtim televizyonun kanal düğmelerini bile kullanmaya ihtiyacımızın olmadığı yıllardı. Terör, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=xG-slzmV0Zk&amp;NR=1"&gt;haberlerin&lt;/a&gt; önde gelen konularındandı. Haberlerin ve de &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=P7ty8sl2jJE&amp;feature=related"&gt;Perde Arkası&lt;/a&gt; programının... Ekrana yansıyan Türkiye haritasının Doğu'daki bir köşesinde çatışmayı simgeleyen ateş çizilirdi, ekrana aciz gözlerle bakanların yürekleri cız ederdi. Çatışmada şehit düşenlerin isimleri ve rütbeleri okunur, çogunluğu "ölü ele geçirilen" teröristlerin sayısı verilir, ele geçirilen mühimmatın görüntüleri akarken kurşunlarla masanın üzerine yazı yazılmış olurdu. Haberleri izlerken şehit sayısı ile ölen terörist sayısını karşılaştırırdım hemen. Şehit sayısı daha fazla ise üzüntüm katlanır, aksi durumda azalırdı. Öyle ya bir tarafta ülkeyi sebepsiz yere bölmek isteyen, topraklarımızda gözü olan çok kötü niyetli çok kötü adamlar vardı; diğer tarafta onlara karşı ülkeyi müdafa eden askerlerimiz. Bir şekilde öle öle biteceklerdi nihayetinde bu kötü adamlar. Bunu niye yaptıklarını bilmiyordum ama bunlardan yeterince ölürse bu durum ortadan kalkacaktı, buna emindim ve bundan dolayı merkez stüdyodan dakika ve skor almak için kendisine uzanılmış TRT Radyo spikerini dinlermiş gibi dinlerdim haberi okuyan arka sesi. Sahadaki bütün gollerin bizim kalemize girdiğini, hayatını kaybedenlerin tamamının memleketimin insanı olduğunu çok sonra fark ettim, hem de çok sonra... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle olmasa orta üçe giderken sabah derse gelen hocamız terörist başı Öcalan'ın yakalandığı haberini heyecanla bizimle paylaştığında aynı heyecan ve sevinci ben de duyup yıllardan beri süren terör belasından o an itibarıyla kurtulduğumuzu sanır mıydım? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, değil sorununun; Kürt'ün kendisinin olmadığı yılları yaşadı. Sonra "Güneydoğu sorunu" dendi, "kalkınmamışlık sorunudur". Yeterli yatırım yapılırsa ortada ne terör kalacaktı, ne göç; bunun için ülke kaynak ayırdı. Dağa çıkanlar öldürülünce terör bitecekti; bunun için ülke silaha para verdi, teröre şehit verdi. Abdullah Öcalan'ın isminin Apo olarak dahi olsun telaffuz edilmediği, "terörist başı", "bebek katili" gibi dolaylamaların kullanıldığı metinleri duyarak büyüdü nice insan; ülke, resmi söyleme kelimelerini, söz söyleme hakkını verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün gelinen noktada bu ülkenin insanı canını, malını, yıllarını uğruna verdiği bir algının "üretilmişliğinin" ve gerçekle arasındaki mesafenin büyüklüğünün farkına varıyor ve sarsılıyor. Bundan dolayı konu hakkında söz söyleme noktasında olanların slogan atmak yerine dertlerini anlatmaları ve sağlıklı bir barış ortamının sağlanması için ikna olması gereken kitlelerin ruh halini en azından akıllarının bir köşesinde bulundurmaları önemli. Çünkü "gerçeğin çölü" birçok kişi için kabul etmeye ayak direyecekleri, anlamaktan kaçınacakları kadar "kurak".&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-6803972830395506121?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/6803972830395506121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=6803972830395506121' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/6803972830395506121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/6803972830395506121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2010/01/dunden-gelim-tume-varm.html' title='Dünden gelim, tüme varım'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-4528785110336031410</id><published>2009-06-19T14:43:00.003+02:00</published><updated>2010-01-29T09:28:14.848+01:00</updated><title type='text'>Tarzım değil!</title><content type='html'>Bir zamandır kullanılagelen ve Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın marifetiyle hukuk literatürümüze de girmiş bulunan bir kavram var; laik yaşam tarzı. Laiklik kavramının her türlü tamlama içerisinde şekilden şekle sokmayı başarmış necip milletimiz dünya siyaset ve sosyoloji bilmine katkıda bulunmayı sürdürürken bu kavramın idrakinde acze düşmesi muhtemel kişileri de düşünüp &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&amp;ArticleID=524467"&gt;cümle içerisinde kullanmak&lt;/a&gt; yoluyla kendilerine yardımcı olmaktan geri kalmıyor ki bu düşüncelilik ayrı bir takdir konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moderniteyi üretim değil tüketim üzerinden algılayan ve kavramları da çözüm üretmek değil, etrafında kamplaşıp tüketmek amacıyla kullanan bir toplum olarak "laik yaşam tarzı"nı da bu amaca matuf bir şekilde hizmete soktuk. "Türkiye İran olmayacak", "Ama dur, ya Malezya olursak?", "mahalle baskısı" gibi seçkin eserlerin bulunduğu "Best of Tehlikenin Farkında Olanlar Kulübü" listesine üst sıralardan giriş yapan bu kavramımızın tehlike altında olduğu dillendirildi. "Laik yaşam tarzı tam olarak nedir, tehlike altında mıdır, UNESCO tarafından korumaya alınmalı mıdır?" gibi sorulara girmeden yıllarca müdahaleye maruz kalmış başka bir yaşam tarzından bahsetmek istiyorum; muhafazakar veya mütedeyyin yaşam tarzı. Hani şu sıralar laik yaşam tarzını tehdit altına almış olmakla itham edilen yaşam tarzından bahsediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İskilipli Atıf, Süleyman Hilmi Tunahan, Said Nursi gibi isimler sizin için neler ifade ediyor bilemiyorum ama toplumda geniş bir kesimde saygı ve en azından sempati uyandıran bu isimler aynı zamanda bu yaşam tarzının "horlanmışlığının" sembolü durumunda. Derdim yaşanılanlar karşısında rövanşist bir tavrın haklılığını belirtmek değil, Kuran öğretiminin gizli kapaklı yapıldığı ve bazı kitapları bulundurmanın suç unsuru sayıldığı dönemleri atlatmış, ezanın Türkçeleştirildiğini görmüş bir toplumsal hafızanın kodlarının altını çizerek amacı yargılamak değil anlamak olanlara yardımcı olmak. Birilerinin kadrolaşmasını aklamak değil, annesinin başörtüsü dolayısıyla askeri okullara alınmamış ve namaz kıldığı gerekçesiyle aynı okullardan atılmış olmanın bu toplumda yarattığı derin travmayı vurgulamak. Çünkü imam hatip liseleri ve türban gibi konular gündeme geldiğinde bu sosyal gerçeği gözden kaçırınca "Türban sorununu neden hep erkekler tartışıyor?", "Türkiye'nin din görevlisi ihtiyacı belli!" gibi noktalara takılıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam tarzının tehlikede olmasından korkanların, ki yaşam tarzına müdahale edilmesi rahatsız olunacak bir konudur, toplumun başka kesimlerinin yaşam tarzının yıllarca değil sadece tehlike altında olmak alenen "dövülmüş" olduğunun farkında olmasının "netameli" konular ele alınırken ülkenin tamamı için faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Aynı bakış aşısına "Kürt sorunu"nda da ihtiyaç duyulmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa bunları yazmak "tarzım değil"!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-4528785110336031410?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/4528785110336031410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=4528785110336031410' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/4528785110336031410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/4528785110336031410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2009/06/tarzm-degil.html' title='Tarzım değil!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-545136401277058039</id><published>2009-03-18T17:48:00.001+01:00</published><updated>2009-06-24T19:27:22.990+02:00</updated><title type='text'>Erbillerin Mali Derya, Yemeyen Yandaş Medya!</title><content type='html'>Mehmet Ali Erbil'in televizyon programında &lt;a href="http://videonuz.ensonhaber.com/haber-20349-mehmet-ali-erbil-ido-ve-24-tv.html"&gt;söyledikleri&lt;/a&gt; üzerine oluş(turul)an gündemi takip etmek gayet eğlenceli bir hâl aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükûmete "çakan" bu açıklamalara "bazılarının" mal bulmuş mağribi gibi saldırmaları pek şaşırtıcı olmadı tabii. Olayı okurlarına "&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/11227530.asp?gid=229"&gt;Canli yayında isyan etti&lt;/a&gt;" başlığı ile duyuran Amiral Gemimiz her zamanki gibi fikr-i takipten ödün vermeyerek Mehmet Ali Erbil'in ertesi günkü açıklamalarını da "&lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/11232453.asp?gid=229"&gt;Artık iç çamaşırı yollarsınız&lt;/a&gt;" başlığı ile vererek mevzuya yeni boyutlar katma şansını ıskalamadı.&lt;br /&gt;ETÖ Soruşturmasını ve Davasını Sulandırma İşleri Başkanlığı'nın diğer çalışanları da konuyu &lt;a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=15233"&gt;irdelemiş&lt;/a&gt; tabii ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de medyatava'ya dayandırılarak verilen başka bir &lt;a href="http://www.stargazete.com/guncel/sovmen-erbile-fotografli-yalanlama-176227.htm"&gt;haber&lt;/a&gt; var ki, bu haberi yayınlayan yandaş medya! Zaten fikr-i takibin bittiği yerde yandaş medyalık başlar! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habere göre Kanal 24 ihale sonucu almış bir kısım yerlerde gösterilme hakkını. Ayrıca bahsedilen otobüs AKP'nin seçim otobüsü değilmiş, Başbakanlık otobüsüymüş. İnsanların Başbakanlık otobüsü yüzünden bekletilmesi de ayrı bir yanlışlık. Ama medyatava'daki &lt;a href="http://www.medyatava.com/haber.asp?id=51895"&gt;haberi&lt;/a&gt; okuunca durumun en başından beri zihnimde oluşandan farklı olduğunu fark ettim (meraklıları olayın &lt;a href="http://www.medyatava.com/haber.asp?id=51899"&gt;videosunu&lt;/a&gt; da izleyebilir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mali'nin anlattıklarından olayın kalkmaya hazırlanan vapurun "Durun, AKP Seçim Otobüs'ü gecikti! Kalkamazsınız, beklemeniz lazım!" emri ile yarım saat beklemek durumunda kalması şeklinde cereyan ettiğini sanmıştım. Yapılan tabii ki kabul edilemez bir davranış, otobüsün Başbakanlık'a ait olması da mevzunun vatandaşa yapılan saygısızlık boyutunda herhangi bir değişikliğe sebep olamaz. Fakat habere göre konu orada olan bir otobüsün vapura "sığdırılamaması". Bu da orada beklemek zorunda kalan vatandaşları haklı olarak sinirlendirmeye yetebilir. Tıpkı sabahları dolu olan toplu taşıma araçlarına binmeye çalışırken aracın yola devam etmesini engelleyen kişilerin yaptığı gibi. Ama işte o kadar! Başka vapurlarda gayet sivil otobüslerin gerek aceleden gerekse işletmecinin paragözlüğünden vapurlara sığdırılmaya çalışılmasından dolayı beklemek zorunda kalmış ve bu sırada sinir katsayısı tavan yapmış biri olarak o vapurdaki insanların sinirlenmelerini de, şikayet etmelerini de anlıyorum fakat gerçeği bu kadar eğip bükerek buradan siyasi analizler yapıp birilerine "giydirmeye" çalışmak da muhalefetin "inandırıcılığını" zedelediği gibi içine düştüğü "acziyeti" de gözler önüne seriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksullara yapılan yardımı eleştiren bazı gazetelerin, yıllardan beri dilenme kültürünün toplumda yerleşmesinde büyük emek sahibi "Memedali Bey" üzerinden hükûmete sallama girişimini çok da yadırgamıyorum. Hele aynı işi yapması için Yılmaz Özdil gibilere üstüne bir de para verirken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ülke genelindeki muhalefetin toptan buna bel bağlayacak duruma gelmesi gerçekten kötü. Deniz Baykal'a düşen Mali'ye sarılıyor demek ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mali bir yandan da haklı aslında; ülkedeki muhalefet anlayışı bu seviyeyi aşamadığı sürece, Rekabet Kurulu el koymazsa(!) bu gidişle bir süre sonra gerçekten Tek Parti devrine döneceğiz diye korkuyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-545136401277058039?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/545136401277058039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=545136401277058039' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/545136401277058039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/545136401277058039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2009/03/erbillerin-mali-derya-yemeyen-yandas.html' title='Erbillerin Mali Derya, Yemeyen Yandaş Medya!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-1610161985157922565</id><published>2009-03-10T03:09:00.001+01:00</published><updated>2010-01-24T22:48:09.755+01:00</updated><title type='text'>Padi-şah mat!</title><content type='html'>Metrobüsün Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattının açılışında açılan &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;amp;Kategori=siyaset&amp;amp;ArticleID=1066406&amp;amp;Date=03.03.2009&amp;amp;b=Erdoganin%20acilisini%20yaptigi%20torende%20dikkat%20ceken%20afis&amp;amp;ver=51"&gt;pankart&lt;/a&gt; son günlerde ülke gündemini belirlemiş oldu. Cumhuriyet rejiminin tehlikede olduğundan Erdoğan'ın zaten ülkeyi padişah gibi yönettiğine kadar çeşitli yorumlar yapıldı konu üzerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerinin aşk ile şevk ile görmezlikten geldiği birkaç noktayı belirtmekte fayda var, ki bu noktalar ıskalandıktıktan sonra yapılan yorumların meseleyi gündelik siyasi tartışmalar uğruna çekiştirmekten öteye gidebilmesi pek mümkün değil.;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Ülkede saltanatı isteyen -ciddiye alınabilecek- bir kesim olduğunu düşünmüyorum. "Osmanoğlu hanedanı ülkeye gelsin, bu ülkeyi onlar kurtarır" diyen görmedim, "Recep Tayyip Erdoğan ölünce yerine Bilal Erdoğan geçsin!" gibi yaratıcı bir önerinin de çok itibar göreceğini sanmam. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kime sorarsanız sorun ülkeyi yönetecek kişiyi seçebilmeyi isteyecektir. En fazla "Ben bilmem, beyim hangi partiye oy verirse ben de ona oy vereceğim!" diyene rastlarsınız! Bu da ülkeyi cumhuriyetten uzaklaştırmaz, sadece Avrupa'da kadınlara seçme-seçilme hakkını en erken veren ülke olmasıyla övündüğümüz Türkiye Cumhuriyeti'nin (tek partili sistemde önüne konan listeyi onaylama hakkı desek daha uygun gerçi) aynı kadınlara kazandırabildiği seviye ile alakalıdır.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Ülkemizde asıl sorun cumhuriyet kavramının değil, demokrasi kavramının yerleşememiş olmasıdır! Bu iki kavram arasındaki farkın ne olduğuna dair ülke genelinde yerleşik bir kanı olmamasının temelinde, konuya dair öğretilen tek cümlenin "Cumhuriyet halkın kendi kendisini yönetmesidir" olması yatmaktadır.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Son zamanlardaki "bölgesel güç olma" iddiası ile yürütülen -ne kadar başarılı olduğu ayrıca tartışılabilir- aktif dış politikanın üzerine Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'taki çıkışı bir kısım vatandaşta "Osmanlılık" bilincini harekete geçirmiş olabilir. Yıkılmaya yüz tuttuğu zamanlarda dahi "hasta" bile olsa "adam" yerine konulan bir devletin devamında uzunca bir süre figüranlıktan öte rol oynayamamış bir ülkenin zaman içerisinde "komplekslenmiş" vatandaşlarının "galeyana" gelmesi çok sağlıklı olmasa bile anlaşılır bir durumdur.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Çıkarın kağıtları yazılı yoklama yapıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soru 1:&lt;/span&gt; "Atatürk hayatta olsaydı"lı cümleler kuran "cumhuriyet çocukları"nın cumhuriyet algısının içeriğinin bu pankartı açan kişininkinden ne farkı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soru 2:&lt;/span&gt; "Tek adam" algısının ötesine taşıyamadığımız anlayışımız ile "kendi kendimizi" ne kadar yönetebiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soru 3:&lt;/span&gt; Bir ülkenin üretebileceği değerlerin (özgürlük, refah, zenginlik...) o ülkenin toplam kalitesi ile doğrudan ilgili olduğu gerçeğini ıskalamaya devam etmekteki bu ısrar, ülkemize nasıl bir vizyon sunabilecektir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Evet, istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet, insanların kendi sorularını kendi seçmeleridir! &lt;span style="font-style: italic;"&gt;(al sana seçme-seçilme hakkı!)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-1610161985157922565?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/1610161985157922565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=1610161985157922565' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/1610161985157922565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/1610161985157922565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2009/03/padi-sah-mat.html' title='Padi-şah mat!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1125240636893917072.post-5142505069364675172</id><published>2009-03-10T02:08:00.001+01:00</published><updated>2009-06-24T19:10:45.405+02:00</updated><title type='text'>Vira bismillah!</title><content type='html'>Doğruyu bulabilmek adına çıkılan yolda "akıl yordamı" ile ilerlemeye çalışan birinin geri dönüp baktığında geçtiği yerleri görebilmek için yola serpiştirdiği kırıntılar burada yazılanlar. Yazılanların bir bütün olarak tutarlı olmak gibi bir iddiasının bulunmadığını birbirimizi doğru anlayabilmek adına öncelikle söylemem gerekiyor. Samimi bir kendini kendine anlatma ve kendi üzerinden diğerini anlama çabası... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mütevazi gibi görünse de "spora" değil "skora" anlam yükleyen bir zihniyetin hüküm sürdüğü topraklarda yetişmiş biri için  yeterince zor ve önemli bir hedef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol uzun, bana düşen vira bismillah demek!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1125240636893917072-5142505069364675172?l=akilyordami.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://akilyordami.blogspot.com/feeds/5142505069364675172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1125240636893917072&amp;postID=5142505069364675172' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/5142505069364675172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1125240636893917072/posts/default/5142505069364675172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://akilyordami.blogspot.com/2009/03/vira-bismillah.html' title='Vira bismillah!'/><author><name>Hasan von Keyif</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
