Padi-şah mat!

Metrobüsün Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattının açılışında açılan pankart son günlerde ülke gündemini belirlemiş oldu. Cumhuriyet rejiminin tehlikede olduğundan Erdoğan'ın zaten ülkeyi padişah gibi yönettiğine kadar çeşitli yorumlar yapıldı konu üzerine.

Birilerinin aşk ile şevk ile görmezlikten geldiği birkaç noktayı belirtmekte fayda var, ki bu noktalar ıskalandıktıktan sonra yapılan yorumların meseleyi gündelik siyasi tartışmalar uğruna çekiştirmekten öteye gidebilmesi pek mümkün değil.;

  • Ülkede saltanatı isteyen -ciddiye alınabilecek- bir kesim olduğunu düşünmüyorum. "Osmanoğlu hanedanı ülkeye gelsin, bu ülkeyi onlar kurtarır" diyen görmedim, "Recep Tayyip Erdoğan ölünce yerine Bilal Erdoğan geçsin!" gibi yaratıcı bir önerinin de çok itibar göreceğini sanmam.
  • Kime sorarsanız sorun ülkeyi yönetecek kişiyi seçebilmeyi isteyecektir. En fazla "Ben bilmem, beyim hangi partiye oy verirse ben de ona oy vereceğim!" diyene rastlarsınız! Bu da ülkeyi cumhuriyetten uzaklaştırmaz, sadece Avrupa'da kadınlara seçme-seçilme hakkını en erken veren ülke olmasıyla övündüğümüz Türkiye Cumhuriyeti'nin (tek partili sistemde önüne konan listeyi onaylama hakkı desek daha uygun gerçi) aynı kadınlara kazandırabildiği seviye ile alakalıdır.
  • Ülkemizde asıl sorun cumhuriyet kavramının değil, demokrasi kavramının yerleşememiş olmasıdır! Bu iki kavram arasındaki farkın ne olduğuna dair ülke genelinde yerleşik bir kanı olmamasının temelinde, konuya dair öğretilen tek cümlenin "Cumhuriyet halkın kendi kendisini yönetmesidir" olması yatmaktadır.
  • Son zamanlardaki "bölgesel güç olma" iddiası ile yürütülen -ne kadar başarılı olduğu ayrıca tartışılabilir- aktif dış politikanın üzerine Recep Tayyip Erdoğan'ın Davos'taki çıkışı bir kısım vatandaşta "Osmanlılık" bilincini harekete geçirmiş olabilir. Yıkılmaya yüz tuttuğu zamanlarda dahi "hasta" bile olsa "adam" yerine konulan bir devletin devamında uzunca bir süre figüranlıktan öte rol oynayamamış bir ülkenin zaman içerisinde "komplekslenmiş" vatandaşlarının "galeyana" gelmesi çok sağlıklı olmasa bile anlaşılır bir durumdur.
Çıkarın kağıtları yazılı yoklama yapıyorum:

Soru 1: "Atatürk hayatta olsaydı"lı cümleler kuran "cumhuriyet çocukları"nın cumhuriyet algısının içeriğinin bu pankartı açan kişininkinden ne farkı var?

Soru 2: "Tek adam" algısının ötesine taşıyamadığımız anlayışımız ile "kendi kendimizi" ne kadar yönetebiliriz?

Soru 3: Bir ülkenin üretebileceği değerlerin (özgürlük, refah, zenginlik...) o ülkenin toplam kalitesi ile doğrudan ilgili olduğu gerçeğini ıskalamaya devam etmekteki bu ısrar, ülkemize nasıl bir vizyon sunabilecektir?

Evet, istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz!

Cumhuriyet, insanların kendi sorularını kendi seçmeleridir! (al sana seçme-seçilme hakkı!)

Hiç yorum yok: