ben de kendi adıma "cemaat 14 yaşında ve kendine hizmet diyor." gibi alelade bilgileri çok gizli ve yeni birşeymiş gibi pazarlamaya çalışanların analizlerini ciddiye almamayı bir yöntem olarak belirledim.
"gülen cemaati ve adlandırılması" meselesi başka bir zamana kalsın, gündem tacizi sonrasında dersane meselesi hakkında birkaç kelam etme ihtiyacı duydum.
lise eğitimimi tamamlayana kadar 1 yıl özel ders almış, 5 sene de dersaneye gitmiş biri olarak, bu konuda birşeyler söyleyebilecek durumdayım sanırım. e hadi bu 5 yıl boyunca "güven-der" çatısı altındaki dersanelere gitmiş olduğumu da söyleyeyim de bir yandan sözlerim önem kazanırken bir yandan da beni kategorize etmeye çalışanlara yardımcı olayım. bu kategorizasyonun yazının devamında sebep olacağı sıkıntılardan müessesemiz mesul değildir.
öncelikle, dersanelerde yıllarını geçirmiş biri olarak dersanelere gitmek durumunda kalmadığım bir ülkede yetişmek isterdim veya başka bir ifadeyle çocuğumun dersanelerin olmadığı bir sistemde okumasını isterim.
dersanedeki türkçe hocamız "acıyorum size. hepiniz kafası basan çocuklarsınız. şu güzel yaşlarınızı buralarda heder ediyorsunuz. bir senenizi bu kadar yoğun bir şekilde başka bir meseleye vakfetseniz, o alanda çok başarılı olursunuz. bir enstürman çalmayı öğrenebilirsiniz, bir yabancı dil öğrenebilirsiniz veya hangi konuda olursa olsun gayet iyi bir konuma gelebilirsiniz." derdi. dediği o zaman da mantıklı gelirdi ama gençliğimizi daireyi taşırmadan doldurmaya çalışmakla geçirmenin ne kadar saçma olduğunu daha fazla içselleştirmem yurtdışına çıkmamla oldu ve evet olursa çocuğum için tercih edeceğim, dersanesiz bir eğitim modeli olur kesinlikle.
fakat gündeme getirilen uygulamaya yönelik "piyasa"ya bakan yönüyle eleştirilecek birçok noktası var, birkaçını şöyle sıralayabiliriz.
1) mevcut şartlar içerisinde ortaya çıkmış, birçok insan için istihdam yaratan bir sektörü evrensel hukuk normlarına dayandıralamayacak bir keyfilikle kapatmaya kalkışmak, saçmalıktır. bunun arkasında hükümet-cemaat çatışması varsa, ki bu girişim makul başka bir gerekçeye dayandırılamayacak kadar irrasyonel, bundan dolayı dersaneleri "yasaklamak" imam-hatiplilerin önünü kesmek için bütün meslek lisesi çıkışlıları mağdur etmeye benzer bir sonuç doğuracak ve piyasadaki bütün "oyuncular" bundan mağdur olacaktır.
fakat gündeme getirilen uygulamaya yönelik "piyasa"ya bakan yönüyle eleştirilecek birçok noktası var, birkaçını şöyle sıralayabiliriz.
1) mevcut şartlar içerisinde ortaya çıkmış, birçok insan için istihdam yaratan bir sektörü evrensel hukuk normlarına dayandıralamayacak bir keyfilikle kapatmaya kalkışmak, saçmalıktır. bunun arkasında hükümet-cemaat çatışması varsa, ki bu girişim makul başka bir gerekçeye dayandırılamayacak kadar irrasyonel, bundan dolayı dersaneleri "yasaklamak" imam-hatiplilerin önünü kesmek için bütün meslek lisesi çıkışlıları mağdur etmeye benzer bir sonuç doğuracak ve piyasadaki bütün "oyuncular" bundan mağdur olacaktır.
2) "ataması yapılmayan öğretmenler" gibi bir meselesi olan bir ülkede binlerce öğretmene istihdam sağlayan böyle bir sektörün ortadan kaldırılmasının doğuracağı sonuçlar üzerine ne kadar kafa yorulmuş, bununla ilgili ne gibi projeksiyonlar yapılmıştır?
3) özel ders gibi devletin vergi alamadığı bir alan ve burada dönen paralar bilinirken dersane gibi kayıt altındaki bir sistemi kaldırarak ekonominin kayıt altına inmesinin hesabı yapılmış mıdır?
4) dersanelerin ayrıca yıllar içerisinde gerek burs vererek gerekse orta sınıftan ailelerin fedakarlık yaparak çocuklarını göndermesi sonucu birçok gence üniversite imkanı sunmuştur. dersaneler, bu açıdan eğitim imkanlarının "demokratikleşmesini", hasoların-memoların çocuklarının üniversiteye gidebilmesini mümkün kıldığını unutmamak gerek. piyasanın "özel derse" kalması eşitsizliği körükleyecek, aileleri ve gençleri daha zor durumda bırakacaktır.
5) dersanelerin kapatılması ile eşitsizliğin kalkacağını iddia etmek hangi eğitim sisteminin ortaya koyduğu düşünce sisteminin ürünüdür, asıl kafa yorulması gereken mesele budur.
"bütün bu işe kalkışılmasının altında zaten piyasanın kabul etmeyeceği bir irrasyonellik varken bunlardan bahsetmenin ne alemi var?" diyecek olanlar da sanırım haklı ve bundan dolayı meseleyi "piyasa ve dersanelerin sosyal gerçekliği" alanından çıkarıp bir de cemaat açısından irdelemeye çalışayım.
dersanecilik sektörü içerisinde orta vadede en az zarar gören "oyunculardan" biri cemaat olacaktır. cemaatin dersanelerin bir kısmını fiyatı daha düşük özel okullara çevirebileceğini, çalışanlarının bir kısmını farklı alanlarda istihdam edebileceğini (devlet dahil hiçbir kurumun "insanları farklı alanlarda istihdam edebilme esnekliği" açısından gülen cemaati kadar imkana sahip olduğunu sanmıyorum.) ve geri kalanını da kpss'ye yönlendirebileceğini ben öngörebiliyorsam başkaları da bunu düşünmüş, düşünebilmiş olmalı.
ayrıca dersaneler var diye gülen cemaati bu günkü durumuna gelmedi. mevcut eğitim sistemindeki çarpıklığın doğurduğu ihtiyaca yönelik çözüm üretmesi buna sonuç olmuştur ama burada temel mesele eğitim sisteminin çarpıklığı da değil. önce türkiye'deki sonrasında yurtdışındaki kolejlerde uluslararası bilim olimpiyarlarında dereceye girmek de bir yöntemdir mesela. buradaki temel mantık, insana yatırım yaparak mevcut sistem içerisinde başarıyı ölçen kriterlere göre başarılı olmak.
bunun yanında yaşananaların cemaatte 28 şubat sürecinin sebep olduğuna benzer bir "silkelenmeye" sebep olacağını diye tahmin ediyorum. son on yıllık süreç, türkiye'deki birçok kesimde olduğu gibi gülen cemaati'nde de "gevşemeye" sebep olmuştu. mezun olduğum liseye gittiğimde öğretmenler odasının önünde zaman gazetesi, içerisinde gazetenin hadiye ettiği dergiyi görünce (yeni bahar olabilir ama aklımda tam kalmamış) cemaatten olduğunu bildiğim bir öğretmene "yok artık, bu nedir?" diye sorduğumda "artık bazı şeylerin değiştiği" yolunda bir yanıt alınca "hayırdır, kolej mi oldu burası?" demiştim.
ayrıca dersaneler var diye gülen cemaati bu günkü durumuna gelmedi. mevcut eğitim sistemindeki çarpıklığın doğurduğu ihtiyaca yönelik çözüm üretmesi buna sonuç olmuştur ama burada temel mesele eğitim sisteminin çarpıklığı da değil. önce türkiye'deki sonrasında yurtdışındaki kolejlerde uluslararası bilim olimpiyarlarında dereceye girmek de bir yöntemdir mesela. buradaki temel mantık, insana yatırım yaparak mevcut sistem içerisinde başarıyı ölçen kriterlere göre başarılı olmak.
bunun yanında yaşananaların cemaatte 28 şubat sürecinin sebep olduğuna benzer bir "silkelenmeye" sebep olacağını diye tahmin ediyorum. son on yıllık süreç, türkiye'deki birçok kesimde olduğu gibi gülen cemaati'nde de "gevşemeye" sebep olmuştu. mezun olduğum liseye gittiğimde öğretmenler odasının önünde zaman gazetesi, içerisinde gazetenin hadiye ettiği dergiyi görünce (yeni bahar olabilir ama aklımda tam kalmamış) cemaatten olduğunu bildiğim bir öğretmene "yok artık, bu nedir?" diye sorduğumda "artık bazı şeylerin değiştiği" yolunda bir yanıt alınca "hayırdır, kolej mi oldu burası?" demiştim.
dersanelerin kapanması durumunda "ışık evlerinin" öğrencileri sınava hazırlamakta yeniden daha aktif duruma geçeceğini öngörmek çok da zor değil. cemaat orta vadede şartlara uyum sağlayıp insan odaklı çözüm üretmeye devam edecektir ve böyle saçma bir sürecin kazananı olacaktır. peki bütün bunlara rağmen mesela zaman gazetesindeki haber ve yorumlarla bu kadar meseleye eğilmelerinin, teknofem reklamını, o reklamın kamera arkasını gündeme getirmelerinin altında ne yatıyor? bence "dersanelerin cemaat için önemi" değil, bu makullükten uzak adımı atmaya karar verebilen iradenin sonraki adımlarına karşı önlem almaya çalışıyor olabilecekleri gibi bunun arkasındaki dinamiklere tavır alıyorlar.
bununla beraber gelişen teknolojiyle beraber ortaya çıkan makul ve elzem sonuş olan öğrenmenin ve bunun doğal sonucu olarak dersaneciliğin dijital ortama kayması süreci, hükümetin gerçekleştirmeye çalıştığı uygulama ile hızlanacaktır fakat bu adımın arkasındaki makul olmaktan ve üretkenlikten çok uzakta olan sürtüşmeci "aklın" ülkeyi pek hızlandıracağını sanmıyorum.
bununla beraber gelişen teknolojiyle beraber ortaya çıkan makul ve elzem sonuş olan öğrenmenin ve bunun doğal sonucu olarak dersaneciliğin dijital ortama kayması süreci, hükümetin gerçekleştirmeye çalıştığı uygulama ile hızlanacaktır fakat bu adımın arkasındaki makul olmaktan ve üretkenlikten çok uzakta olan sürtüşmeci "aklın" ülkeyi pek hızlandıracağını sanmıyorum.